ÇEKİRDEKTEN MUHABBETLER

Kahve muhabbeti başlatandır.“Hadi bir kahve içelim de konuşuruz” dediğimiz o cümledeki?
“Sana anlatacaklarım var, kahve ısmarlasana bize” deki o kahve?
“Dur bakalım falında ne çıkmış dediğimiz” andaki kahve?
“Çok yoruldum şurada bir kahve içelim de soluklanalım” dediğiniz zamandaki kahve?

Kahve aynı masada oturmayı, bir araya gelmeyi mümkün kılan ve aynı zaman da teselli konuşmalarının başkahramanı… Peki ya kitaplar, onlar da öyle değil mi? Başka dünyaların kapılarını açarken, bilmediğimiz masalara hatta evlere ve de hayatlara konuk olduğumuz bir araç. O zaman bu ikisinin bir araya gelmesinden daha makul bir şey göremiyorum ben. Ya siz? Tek başına yeni bir öyküyü keşfettiğinizde yanınızda kahvenin yârenlik etmesi kadar doğal bir şey yok.
Bana sorarsanız en çok da uzun gecelerde bir sayfa daha okumak istediğiniz ama uykunuzun geldiği o anlarda… Kahramanımsın kahve!
Sonra kokular… Gerçek kitapseverlerin en sevdiği şeydir sayfaların arasına burunlarını gömmek. Evet eski kitaplar hâlâ başka kokuyor ama matbaadan yeni gelmiş kitabın kokusu da cezbedici hiç şüphesiz. Koku hafızası sahip olduklarımızın en güçlüsü. Bu yüzden kitap dünyasında edindiğimiz yeni hatırları kahve kokusuyla keskinleştirmek de anlara keyif katan bir gerçeklik.
Gelelim fotoğraflara. Hadi ama elimizde duygusu birbirine benzer iki nesne var. Hiç şüphesiz yakışıyorlar. Fotoğraf çekerken bir kitabın yanına koyduğunuz o kahve ânı daha gerçekçi kılıyor. Hangimiz yağmurlu havada battaniye altında kitap ve kahve romantizmi yapmadık ki? Yaz yaklaşıyor kahvelerin içine buzlar gelmeye başlıyor. Hâlâ evlerdeyiz ama iki kadim dostumuzun bizi bırakmaya niyeti yok (neyse ki). Şimdilerde balkonlarda ya da cam kenarlarında bir dünya kuruyoruz kendimize. Karantina geçici ama kitap ve kahvenin aşkı? Asla!

   Burcu Arman